- 17 Ağu
Kalbim mühürlü bir tapınak taşıydı,
sonra birden aşktan yana belirdi.
İndik birbirimizin mezarına.
Ölmek için değil sevgilim,
bizden önce içimize gömülen
o kadim leşi yerinden oynatmak için.
Hafızamızın tortularında gezinen
o eski tanrıları ürkütmeden,
etin ve kemiğin çatlaklarından
sızdık birbirimize.
Aşk, iki yalnızlığın sığınağı değilmiş meğer.
Aşk; aynı çürümeye,
aynı yavaş yıkıma “kutsal” diyebilmekmiş.
Şimdi sayende
içimde akan kan değil,
mavi sessizlik.
Ne yukarısı gök, ne aşağısı deniz.
Arada, tam ortada,
geceye açılmış
mavi bir eşik.